En Başarılı Öğrencinin Takıntısı: Eskiden Daha Az Başarılı Olan Sınıf Arkadaşlarımızın Şimdi Daha Başarılı Olmasını Neden Kabul Edemiyoruz?

Geçtiğimiz günlerde eski bir sınıf arkadaşım Q ile karşılaştım. Sohbetimiz sırasında bir başka sınıf arkadaşımız L'den bahsettik. Bu konuşma beni çok düşündürdü ve birçok "eski başarılı öğrencinin" sahip olduğu bir hatayı keşfetmeme yardımcı oldu.

Bugün bu konuyu konuşalım.

Gerçek Bir Hikaye

L, ortaokulda sınıf arkadaşımdı. O zamanlar notları fena değildi; fen bilimlerinde iyiydi, ama ortalamanın biraz üzerindeydi. Lisede ise 3. veya 4. sınıftaydı (tam olarak hatırlamıyorum), Q ve ben ise 1. sınıftaydık.
Bizim sınıfımızda yaklaşık 10 sınıf vardı. 1-2. sınıflar en üst sınıflar, 3-4. sınıflar ikinci sınıflar, 5-10. sınıflar ise normal sınıflardı. Q ve ben ortaokulda her zaman başarılıydık, genellikle sınıfımızın en üst sıralarında yer alıyorduk, bu yüzden lisede doğal olarak 1. sınıfa girdik.
O zamanlar hepimiz L'nin notlarıyla geleceğinin muhtemelen... yani, sadece idare eder olacağını düşünüyorduk.
Ancak on yıldan fazla bir süre sonra işler tamamen farklı bir hal aldı.
L şu anda çocuklarımızın gittiği okulun müdür yardımcısı. Peki ya Q ve ben? Biz de fena sayılmayız ama kariyer açısından L kadar başarılı değiliz. Gelir konusunda kesin bir şey söyleyemem ama en azından itibar ve sosyal statü açısından kesinlikle onun seviyesinde değiliz.

Beni Düşündüren Bir Konuşma

Geçenlerde Q ile tesadüfen karşılaştım ve iki anne olarak sohbetimiz doğal olarak çocuklarımızın eğitimine döndü. Okuldan bahsettiğinde L.'yi gündeme getirdi.
Q: "L'nin çocuklarımızın okulunda müdür yardımcısı olduğuna inanabiliyor musun? Hangi dersi verdiğini biliyor musun?"
Ben: “Hiçbir fikrim yok. Pek fazla iletişimimiz olmuyor, sadece birbirimizi gördüğümüzde selamlaşıyoruz. Onun müdür yardımcısı olduğunu ancak çocuğum kaydolduktan sonra öğrendim.”
Q: "Bu okulda o kadar çok müdür yardımcısı var ki, hepsinin ne iş yaptığını bile bilmiyorum."
Ben: “Onların da kendi sorumlulukları olmalı. Bir akşam çocuğumu okuldan almaya gittiğimde, onun ilçe sınavları için ulaşım ayarladığını gördüm.” (Bizim bölgemizde büyük sınavlar merkezi yerlerde yapılıyor ve okullar genellikle otobüs ayarlıyor.)
Q: "Sadece otobüsleri mi ayarlıyorsunuz?"
Ben: “Emin değilim. Yıllardır birbirimizi görmedik, ona 'ne öğretiyorsun?' diye soramam.”
Q: “Doğru. Ama onun ne öğretebileceğini gerçekten bilmiyorum.”
Bu noktada, ses tonundaki burukluğu fark etmemek mümkün değildi.
Q: “Okuldaki öğretmenler çok sessiz, hiç konuşmuyorlar. Grup sohbetinde asla iletişim kurmuyorlar.”
Ben: “Öğretmenlerin iyi olduğunu düşünüyorum. Onlarla şahsen tanıştınız mı? Gördüğüm kadarıyla, fen bilimleri öğretmenleri daha sessiz oluyorlar – tipik mühendis tipleri. Beşeri bilimler öğretmenleri ise genellikle daha konuşkan oluyorlar.”
Q: "Ah, doğru, çocuğumun sınıf öğretmeni fizik dersi veriyor."
1-2 (2)

Ne Duydum?

Bu konuşmadan çok ince bir duygu sezdim: kızgınlık.
Neyden dolayı kızgınlık? Okulda bizden daha başarısız olan birinin şimdi daha başarılı olmasına duyduğumuz kızgınlık.
Q'nun söylediği her cümle bu duyguyu yansıtıyordu:
  • “L’nin müdür yardımcısı olduğuna inanabiliyor musunuz?”—şaşkınlık ve inanmazlık
  • “Hangi dersi verdiğini biliyor musun?”—alt metin: “Acaba ne öğretebilir ki?”
  • "Onun ne öğretebileceğini gerçekten bilmiyorum." — doğrudan yetkinliğini sorgulayan bir ifade.
  • "Sadece otobüsleri mi ayarlıyorsunuz?"—bu da işinin teknik açıdan zorlayıcı olmadığını ima ediyor.
Bu yorumlar sıradan bir sohbet gibi geliyor, ama aslında öyleler. L'nin başarılarını inkar etmekKendini "o kadar da harika biri değil" diye ikna etmeye çalışıyordu.

Başarılı Öğrencinin Tutkusu: Geçmişteki Şan ve Şöhretle Yaşamak

Bu konuşma bana birçok "eski başarılı öğrencinin" bir kusuru olduğunu fark ettirdi: Okul günlerimizin ihtişamına takılıp kalıyoruz ve mezuniyetten 20 yıl sonra her şeyin değiştiğini hiç düşünmüyoruz.
Okulda tanınmaya, övülmeye ve hayranlık duyulmaya alıştık. "Benim notlarım senden daha iyi, bu yüzden senden daha iyiyim" mantığına alıştık.
Ancak okuldan ayrıldıktan sonra bu mantık artık geçerli olmuyor.
Başarı artık sadece notlarla ilgili değil. Şunlarla ilgili:
  • Öğrenme yeteneğiniz
  • Uyarlanabilirliğiniz
  • İlişkileriniz
  • Fırsatlarınız
  • Çabalarınız
Belki de bu 20 yılda L bizden daha çok çalıştı. Belki de büyük bir fırsatla karşılaştı. Belki de bazı alanlardaki yetenekleri hayal gücümüzün çok ötesindeydi.
Ama bunları kabul etmek istemiyoruz. "Sadece şanslıydı" ya da "o kadar da iyi değil" diye düşünmeyi tercih ediyoruz.

Başarıya Ulaşmanın Dört Aşaması

Başarı hakkında, başarının dört aşamadan geçmesi gerektiğini söyleyen bir teori hatırlıyorum:
  1. On bin kitap okuyun—bilgi edinmek
  2. on bin mil yolculuk—ufkunuzu genişletin
  3. Ustalardan öğrenin—uzmanların gözetiminde eğitim almak
  4. Pratik yapın ve geliştirin.—pratik yaparak gelişmek
Eğer sadece ilk adımda kalırsak veya ergenlik çağımızda takılıp kalırsak, bu açıkça çok dar görüşlü bir yaklaşım olur.
Zaman birçok şeyi değiştirebilir. Bir insanın tamamen dönüşmesi için yirmi yıl yeterlidir.
Belki de L, bu 20 yıl içinde çok seyahat etti, birçok akıl hocasından ders aldı ve sürekli pratik yaparak kendini geliştirdi. Peki ya biz? Belki de hâlâ "O zamanlar senden daha iyi notlarım vardı" rahatlığına kapılmış durumdayız.

Bunu neden zarafetle kabullenemiyoruz?

Dürüst olmak gerekirse, kendime şu soruyu sordum: Okulda bizden daha az başarılı olan sınıf arkadaşlarımızın şimdi daha başarılı olmalarını neden olgunlukla kabullenemiyoruz?
Neden onlar adına gerçekten mutlu olamıyoruz? Bu 20 yıl içinde onlar kadar çok çalışıp çalışmadığımızı neden sorgulayamıyoruz?
Cevap basit ve acımasız: insan doğası.
İnsanlar, aynı başlangıç çizgisinden başlayanların kendilerini çok fazla geçmesini istemezler. Özellikle de o zamanlar bizim kadar iyi olmayanların.
Bu çok incelikli bir psikoloji:
  • Benden daha iyi notlara sahip biri şimdi başarılı olursa, "bu normal, zaten her zaman mükemmeldi" diye düşünüyorum.
  • Ama eğer benim kadar başarılı olamamış biri şimdi başarılıysa, "Neden? O zamanlar benim kadar iyi değildi" diye düşünüyorum.
Bu psikoloji aslında bir öz koruma mekanizmasıBazı konularda başkaları kadar iyi olmadığımızı kabul etmek istemiyoruz, bu yüzden başkalarının başarılarını inkar etmek için her türlü nedeni buluyoruz.

Ne Yapmalıyız?

Bu hatayı fark ettikten sonra kendi kendime sordum: Ne yapmalıyım?
Öncelikle, gerçeği kabul edin.
L şu anda, en azından kariyer açısından, benden daha başarılı. Bu bir gerçek ve bunu inkar etmenin bir yolu yok.
İkinci olarak, kendimi değerlendireyim.
Bu 20 yılda ne yaptım? "O zamanlar iyi notlarım vardı" rahatlığına mı takılıp kaldım? L kadar öğrenmedim ve çalışmadım mı?
Üçüncüsü, ondan öğrenin.
L, "ortalama üstü bir öğrenci"den müdür yardımcılığına yükselebildiğine göre, ondan öğrenmeye değer bir şeyler olmalı. "Ne öğretebileceğini" sorgulamak yerine, bunu nasıl başardığını anlamaya çalışmalıyım.
Dördüncüsü, geçmişteki şöhretten vazgeçin.
“Eskiden iyi notlarım vardı” gerçeği 20 yıl öncesine ait. Bu, şu anki halimi temsil etmiyor ve gelecekte de kesinlikle kim olacağımı göstermeyecek. Bu yükten kurtulup yeni bir başlangıç yapmalıyım.

Son Düşünceler

Q ile yaptığım bu konuşma, kendi yansımamı görmemi sağladı.
Ben de daha önce benzer düşüncelere sahiptim. Okulda benden daha düşük notlar alan bir sınıf arkadaşımın şimdi çok başarılı olduğunu duyduğumda, bir anlık kırgınlık hissetmiş, "neden onlar?" diye düşünmüştüm.
Ama şimdi anlıyorum: Notlar hayatın sadece başlangıç noktasıdır, son noktası değil.
Yirmi yıl her şeyi değiştirmeye yeter. Önemli olan o zamanlar kimin daha iyi not aldığı değil, kimin daha çok çalıştığı, kimin öğrenmeye daha istekli olduğu ve bu 20 yılda kimin fırsatları değerlendirebildiğidir.
Eğer siz de "eski başarılı bir öğrenci"yseniz, benzer bir psikolojiye sahipseniz, kendinize şu soruyu sormaya ne dersiniz:
  • Hâlâ geçmişteki ihtişamın içinde mi yaşıyorum?
  • Şimdiki çaba eksikliğimi örtbas etmek için "O zamanlar notlarım iyiydi" mi diyorum?
  • Geçmişi geride bırakıp yeni bir başlangıç yapmalı mıyım?
Hayat uzun ve okul sadece bir başlangıç noktası. Gerçek yarış okuldan ayrıldıktan sonra başlıyor.
Ve bu yarış daha yeni başladı.
Değil mi? 😊
Not: Eğer benzer deneyimler veya duygular yaşıyorsanız, benimle iletişime geçmekten çekinmeyin. Ben de benzer durumlar yaşadım. paketleme ekipmanı 10 yıldır sektördeyim, sürekli öğreniyorum ve kendimi geliştiriyorum. Hayatın ikinci yarısında nasıl daha iyi yaşayabileceğimizi birlikte keşfedebiliriz.
📧 E-posta: 📱 WhatsApp: +86-13536680274
🌐 Web sitesi:
Başa Dön